Bu gadget'ta bir hata oluştu

27 Şubat 2013 Çarşamba

RENKLİ MACUN İSTİYORUM ANNE!


Ve yedi...

Ağzını şapırdata şapırdata, tadına vara vara, yeni takılmış diş tellerine bir defaya mahsus aldırmadan, gözlerinin içi gülerek rengarenk macunu yedi...

Pamuk helva, kestane, mısır, şerbet de istedi ama çok şükür kendine hakim olabildi..

Sultanahmet’te bu ay çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Meydanda tesis edilen ve asırlık tatlarla sanatları bir araya getiren çarşı ve fuar alanında cam, ebru, çini, tezhip sanatı, halı dokuma, oyacılık, sedef işi, porselen, gibi geçmişi çok eskilere dayanan mesleklerin nasıl icra edildiğini gösteren standların yanında, İstanbul’a ait birer marka olmuş, İstanbul ile özdeşleşmiş firmaların ürünlerinin sunulduğu standlar da mevcut.

Bu meydanda tarihte yolculuk yapıyorsunuz, yüzyıllar öncesine gidiyorsunuz ve orada nefes alıyorsunuz sanki. Çevredeki tüm tarihi eserler harikulade ışıklandırılmış ve tüm ihtişamları ile gelenleri selamlıyor. Bir yerde semazenler sema ediyor, bir yerde ney sesi ile gökyüzündeki dolunay kucaklaşmış dans ediyor.

Turistler akın akın meydanda, her milletten insan var. Bu atmosferi dünyanın çok az yerinde yaşayabileceklerini biliyorlar, mutlular. Bunca kalabalığa rağmen hiçbir taşkınlık, göze çarpan hiçbir terslik yok, herşey sanki bir film sahnesinde olabilecek kadar güzel ve yerli yerinde..

En son ne zaman Sultanahmet’e gittiniz?

Ramazan bitmeden bir akşam, şöyle birşey yapın. Anneannenizi, Babaannenizi, belki de etrafınızda bulunan gönülden sizden birilerini, torunları, hatta karşı komşunun çocuğunu da çağırın! Arabanın aldığı kadar insanla, hani eskiden arabalara doluşup pikniğe veya hep beraber biryerlere  gidilirdi. İşte tam da öyle yapın !

Günümüzde Face, Messenger’la haberleşen, Angry Birds, Fruit Ninja, Temple Run ve benzerlerinden gözlerini ayırmak istemeyen çocuklarımızın çevredeki rengarenk atmosferle birlikte masalsı bir akşam yaşayabilmeleri için tutun ellerinden götürün..

Bir de...

Çocuk yüreklerimizi hatırlayabilmek ve paslanan çocukluk anılarımızı geri getirebilmek bizlerin de hakkı, öyle değil mi?

Şebnem Akarsu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder